aklımın iplerini iki rakun yönünde rüzgara bıraktım

antikadam:

asıl acı, kimseye anlatamadığındır.

''beni vur, beni onlara verme.''

antikadam:

dün gece sen uyurken, seni anlattım kalbi olduğuna inandığım mavi kanepeme. seni ne kadar sevebileceğimi, seni ne kadar özlediğimi bir tek o biliyormuş gibi, herkes uyurken seni ona anlattım. kırıktı zaten kalbi. bir iki de yaş döktü. uzandım üzerinde. gökyüzünü izledim bir süre. sonra senin beni…

"Demeliyiz: biz buradaydık ve umurunda değildik dünyanın, yaşıyorduk gene de
ki en az birkaç kez yaşamalı insan, öğrenmeli çarpışarak çekilmeyi”
— İsmail Kılıçarslan (via hevsler)

sarhosbayan:

zorunda olan kadınlar, herhangi bir şeye. misal; en hüzünlüsü, sevişirken ruhunun o andaymış gibi görünmesini sağlamak zorunda olan kadınlar. içindekileri boşaltmak isteyip -evvela hüznünü- fakat sadece birkaç damla sıvı boşaltmak zorunda kalan kadınlar… 
" evet zorundaydım ama ruhum hala bakire bayım. sevgim bakire. gönlüm bakire. sizi sevmeme izin verin, gitmeyin. "

sarhosbayan:

bana söylenen her kelimenin ardında daha derin bir anlam aradım. evet. üzüntümün tek sebebi her şeyi dibine kadar yaşamayı istemek. yüzeysel hiçbir şey bırakmamak. bırakamamak.

©